|
|
|
|
|
Politikacılar ve (Liderlik)... |
|
|
|
Tarih : 20.02.2012 - 13:05:38 |
|
| Bu yazı, 16 Eylül 2010 tarihinde yazılmıştır ve güncellik içermemektedir. |
|
|
|
Artık referandum sürecinin neden olduğu kırılgan ve boğucu atmosferden biran önce uzaklaşmamız gerekmekte. Adalet ve Kalkınma Partisinin anayasa değişikliği paketinin, halk tarafından %58’lik bir teveccüh görmesi, tartışmasız bir “zafer” olarak kabul edilebilir. Fakat, her ne kadar anayasa değişikliğinin halk tarafından %58’lik bir teveccühe mahzar olmasının hiçbir biçimde meşruiyet sorunu yoksa; %42’lik anayasa değişikliği aleyhinde irade-i beyanda bulunanların oylarının da herhangi bir meşruiyet sorunu yoktur.
Memleketin tamamını ilgilendiren problemler hususunda artık, biran önce üzerimizdeki “ataleti” atarak, aksiyon safhasına geçmek durumundayız. Anayasa değişikliği süre zarfında siyasetçiler mütemadiyen birbirlerinin üzerinden söz polemikleri yapmayı tercih ettiler. Ne doğru düzgün iş ve aş sorunu gündeme “adamakıllı” getirildi ne de proaktif çözüm yollarından bahsedildi. Yeni anayasa yapılmasının gereği hemen hemen tüm siyasi parti önde gelenleri tarafından vurgulandı. İşte, esas samimiyet sınavı bundan sonra başlayacaktır. Bakalım, politikacılar gerçek anlamda “demokrat” mı yoksa su götürmez bir biçimde profesyonel açıdan “popülist” kamuoyu belirleyicileri mi göreceğiz...
Bakıyorum da Cumhuriyet Halk Partisinin referandum sürecinde izlediği politika ve strateji çok fazla eleştirildi. Doğru, eleştirilecek yanları vardı. Ama, tüm suçun, KEMAL KILIÇDAROĞLU’na fatura edilmesi, bence hakkaniyetli bir yaklaşım olmasa gerek. Bir kere, Sn. Kılıçdaroğlu, öyle bir zaman kesitinde; öyle skandal bir vaka ile CHP başına getirildi ki...
Öte yandan KEMAL KILIÇDAROĞLU’nun Deniz Baykal dönemindeki siyasetten daha farklı bir siyaset izleyeceğinin sinyallerini vermesi; fakat, partinin politbüro önde gelenlerinin sanki CHP’sini sürekli perde arkasından yönlendirmesi, Sn. Kılıçdaroğlu’na kendi çapı doğrultusunda feraset odaklı politika yapmasına izin vermedi. Evet, Sn. Önder Sav’ın sürekli partinin sanki olmazsa olmazı gibi Kemal bey’in gittiği her yerde arkasından eksik olmaması, hele şu son referandum oylamasında Sayın Kılıçdaroğlu’nun oy kullanamaması, bence en çok Sayın Önder Sav’ı düşündürmeli. Siz, adamın; “Kemal Kılıçdaroğlu” ’nun başına tüm miting yükünü yıkın, Ramazan ayının o insanı bunaltan, sinirlerini tavana vurduran hararet zaman dilimlerinde geniş insan kitlelerini meydanlarda toplayarak, dilinin döndüğü çerçevede kendi propagandasını yapmasında fazlaca bir şey yapmayın; sonra Kemal bey’in oy kullanamamasında polisin kusuru var deyip geri çekilin, size diyorum Cumhuriyet Halk Partisinin politbüro elemanları... Tabii bilmiyorum; acaba Cumhuriyet Halk Partisinin tepe noktasındaki mümtaz kişilikler, Sn. Kılıçdaroğlu’nu alaşağı etmenin planlarını da yapıyorlar mıdır?
Sözü, şuraya getirmek istiyorum. Kemal Kılıçdaroğlu, siyaset babında geniş kitleleri, arkasından koşturacak bir politikacı profiline sahip değil. Tabii ki bu benim kendi kişisel görüşümdür. Bu bağlamda; bu durum, daha çok siyaset psikolojisi ve siyaset sosyolojisinin alanına girmekte birlikte, ben de azıcık siyasete olan ilgim dolayısıyla bu görüşümü, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Tunceli mitinginde hasbel kadar ifade etmeye çalışmıştım. Bu görüşümle ilgili ifadelerimi, referanduma doğru yazılarımın içinde bulabilirsiniz.
Sayın Hıncal Uluç, 14 Eylül 2010 nüshalı sabah gazetesindeki köşeyazısında benim de altını çizdiğim “liderlik” olgusuna yerinde ve pozitif katkılar sunuyordu:
“. . . Referandumun mağlubu Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Ben Kılıçdaroğlu konusunda yazı yazmamaya özen gösterdim. Ama her fırsatta "Türkiye karizmatik liderler ülkesidir. Seçimlerde, ilkeleri, programları, vaatleri, partileri değil, liderleri oylar" diye yazdım. Satır aralarını okuyanlar, "Kılıçdaroğlu gazı denen şey aslında bir balondur" diye düşündüğümü hissettiler. Kemal Kılıçdaroğlu'nun karizması falan yok. Dahası lider bile değil. Yani büyük kitleleri arkasından sürükleyemez. "Oy vermeyi bile beceremeyen bir lider mi, ülkeyi yönetecek" demezler mi adama?. Yahu koca partide, ailede bir kişi çıkmaz mı, "Lider"in seçmen kütüğünü kontrol edecek?. Bu ne ayıp, bu ne kocaman gaftır?. CHP lideri olarak yerden yere vurduğum Deniz Hocam bu referandum kampanyasını yönetseydi, sandıktan belki gene "Hayır" çıkardı ama, fark bu kadar açık olmazdı. Çünkü Baykal, tüm antidemokratik yapısına rağmen karizması olan biriydi. Referandum CHP'ye ders olmalı.. Sadece Baykal'ı tepeden alıp, yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nu koyan Önder Sav yönetimi devrilmedikçe, parti yepyeni bir yönetim ve ülkeye örnek olacak demokratik yapıya sahip olmadıkça, CHP'nin seçim kazanma şansı yoktur. Seçime bir yıl var. Bu uzun zaman. İyi değerlendirilirse, "Ezeli muhalefet" olmaktan çıkıp "İktidar alternatifi" parti haline gelebilirler. Bu ülkenin en büyük sıkıntısı bu. Seçimlere "İktidar alternatifi" (Bir kaç partiden vazgeçtik), iki parti ile dahi giremiyoruz. İktidardan memnun olmayanlar "Peki ama kime verelim" sorusuna yanıt bulamıyorlar. // Tabii, tekrar edelim. AKP'nin silkinmesi için, CHP'nin devrim niteliğinde değişim geçirmesi şart. CHP, bu kadro ve bu kafa ile seçime giderse, AKP sırt üstü yatsa bile fark atar. Çünkü açıkça görülüyor ki, barajı aşma görüntüsü dahi vermeyen MHP'nin oyları, CHP'ye değil, AKP'ye kaymış durumda.”
Hani, Hıncal Uluç’un cumhuriyetçiliği de ATATÜRKÇÜLÜĞÜ de bu memleketin rejimine olan bakışı da su götürmez. Yani, şimdi çıkıp birileri demesin ha; yandaşçı, yardakçı, tatlısu balığı demokratları, su koyvermeye başladı diye... Bence, Hıncal Uluç, %100 doğru denilebilecek kıvamda bir saptama yapmıştır. Bu bağlamda; bence de Kemal Kılıçdaroğlu ismi, Ak Partiye alternatif oluşturabilecek bir partinin Genel Başkanlığı için “ideal” olmadığı gibi, bir siyaset vizyonu babında geniş kitleleri arkasından koşturacak Allah vergisi bir doğal liderlik vasfına da sahip değil. Ve, aslında her ne kadar örgütlerin kendisi, liderlerinden daha kalıcıdır lafı edilse de, “liderlik” kavramının içinin, şu son sekiz yılda ne kadar fazlaca doldurulduğunu gördük...
DİPNOT: Değerli "HaberKaramürsel.net" takipçileri, yeni ve güncel bir makale
yazamadığım için, daha önce yazmış olduğum ve yayınlayamadığım,
ARŞİVİMDE beklettiğim yazılarımdan birini sizlerle paylaşmak durumunda
kaldım, anlayışla karşılayacağınızı umar, saygılarımı sunarım...
ES
|
|
|
|
|
|
 |
95 Kişi Tarafından Okundu. |
|
Yorum ( 0 )
|
|
|
|
|
Kayıtlı Yorum Bulunmuyor. |
|
|
|
|
Bu Yazara Ait Diğer Yazılar |
|
|
|
|
|
|