Zaman hızla geçiyor…
Geldi gelecek derken 2012 yılına da erdik büyük umutlarla…
Büyük acılar yaşadık 2011 yılında…
Silahlı gaspçılar market basıp, sahibini yaraladı.
Üç kuruş paraya tamah edip, kolundaki bilezikler için gencecik bir cana kıyan köklü esnaflar gördük…
Terörü belki de hiç bu kadar yakında hissetmemiştik…
2011 yılında terör örgütü mensupları deniz otobüsünü kaçırıp korku dolu saatler yaşattı.
Gencecik bir fidanımızı teröre kurban verdik öfke seli içerisinde, yüzlercesiyle birlikte…
Yaşanan acı olaylar içinde en çok yer tutanı ise trafik kazalarında yaşadık…
Ereğli’de meydana gelen kazada iki gencecik can yanarak can verdi.
Ankara evleri Mevkiinde adı “ölümlü yol”a çıkan kavşakta meydana gelen kazada zamansız bir can daha yitirdik…
En çok içimizi sızlatanlardan biri de merkez ışıklardaki adanın kavislendirdiği yolda TIR’ın savrulması sonucu devrilen demir boruların altında korkunç bir şekilde can veren gencecik bir anneydi…
Aynı yerde benzer şekilde defalarca kaza oldu…
Defalarca TIR’ların yükleri yola saçıldı…
Yolun düzeltilmesi için mücadeleler başladı… Yine canlar yitmesin diye davalar açıldı…
İşte böyle bir yılı geride bırakırken büyük umutlar bağlamıştık 2012’ye. Her şeyin düzelmesi hayaliyle…
Ve 2012 yılının ilk ayını yarıladık işte…
Ocak ta Ocak’lığını yaptı hani…
Okuldan eve gelmek üzere dışarı çıktığımızda her tarafı bembeyaz gördük.
Lapa lapa yağan karı, akşam saatlerinde sokak lambalarının altında seyretmek çok hoştu. Hele ayağının altında gıcırdayan kar üzerinde yürümenin keyfine diyecek yoktu. Ama bu kadar masum görünen ve neşe veren kar yağışı trafikte korkunç bir canavara dönüşebilirdi. Böyle bir havada trafikte bir aracın eksik olması düşüncesiyle aracımızı okulda bırakıp halk otobüsüyle eve dönmeye karar verdik.
Çok geçmeden araçtaydık. 50 mt. Gidemeden müthiş bir trafiğin içinde bulduk kendimizi. Önce kardan dolayı yol kapandı diye düşündük. Oflamalar poflamalar başladı yolcular arasında. Herkes işten çıkmıştı ve bir an önce evde olmak istiyordu.
Zaman geçtikçe kaza endişesi sardı yolcuları. Birer ikişer yakınlar aranmaya başladı. Ve öğrendik ki korktuğumuz gerçek olmuş, büyük bir kaza meydana gelmişti. Yaklaşık 20 km.lik mesafede Karamürsel’de olmuştu kaza.
Bu kadar uzun bir mesafede yol bu derece kapalıysa kazanın büyüklüğünü düşünmeye korkuyordu herkes. Telefon görüşmeleri devam ettikçe neler olup bittiğini öğrenmeye başladık.
Evet Karamürsel’de yine aynı yerde, Merkez Işıklarda ve yine benzer bir kaza olmuştu. Yine bir can korkunç bir şekilde ağır beton boruların altında ezilerek can vermişti. Bir diğer kişi de ağır yaralıydı. Ölümün soğuk nefesi sessizlik olarak hissettirdi kendini bindiğimiz araçta.
Görüşmeler devam ettikçe öğrendik ki yolun bunca zaman kapalı kalmasının en büyük sebebi yoldaki yapım hatasını protesto eden Karamürsel Halkı imiş. İşte o zaman yerini sükûnete bırakan oflama sesleri “helal olsun”, “iyi yapmışlar”, “gerekliydi” gibi cümlelere bıraktı yerini. Kilometrelerce öteden kalplerimizle yanlarındaydık protestocuların. Ve orada ne kadar bekleyeceğimiz umurumuzda bile değildi.
Çünkü o yol derhal düzeltilmeli. Yeni kazalar olmadan… Yeni canlar almadan… Yeni bedenler parçalanmadan!!!
Ve Karamürsel Merkez Işıklarla birlikte Ereğli, Ulaşlı ve Ankara evleri Mevkilerindeki ışıklarda düzeltilmeli…
Zaman yok… Gün geçmiyor kaza olmasın…
Sabır yok… Bir can daha gitmesin… Çocuklar öksüz, yetim kalmasın… Anaların babaların yüreği dağlanmasın…
Acı geldin 2012… Gelir gelmez acı verdin… Bari sesimizi duysalar da sonu güzel olsa…
Yükselen sesler gerekli kulakları çınlatsa da beklentiler gerçek olsa… İlçemiz için, İlimiz için, Ülkemiz için…