….
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
….
M.Akif Ersoy
Çanakkale’de, Gelibolu’da Kurtuluş Mücadelemizde bu gece zihnim…
O ne müthiş bir mücadeleydi, ne müthiş bir dirençti…
Gökten yağmur gibi yağarken kurşunlar, bir saniye sonra öleceğini bilirken askerimiz gözünü bile kırpmadan siper etmişti göğsünü düşmana…
Ön saftaki askerler gözünün önünde şehitlik mertebesine yükselirken, arka saflardakiler tereddütsüz geçiyordu onlardan boşalan yerlere… Şehit olacağını bile bile…
Eyyy vatan…
Vatanım…
Sana duyulan aşk sevgilileri kıskandıracak cinsten…
Sana duyulan aşkın bir tarifi yok…
Vatan, namus demek, ekmek demek, aş demek…
Vatan, evlat demek, ana, demek, yâr demek…
Vatan özgürlük demek, hürriyet demek, bağımsızlık demek…
İşte bu yüzden gözlerini bile kırpmadan ölüme, şehadet şerbetini içmeye koştu yiğitler…
Analar elleriyle yaktı kınalarını kuzularının, vatana kurban olsun diye…
Pekiyi bu gün…
Bu gün de bir şey değişmedi…
Analar davullarla zurnalarla gönderiyor kınalı kuzularını askere…
Hain bir pusu da, lanet bir terör kurşununa hedef olacağını bile bile...
Şehit oğlunun cenazesi başında gururla duran baba, göz yaşlarına hakim olamasa da, dimdik “Vatan sağ olsun, Vatana bin can kurban olsun.” diyor, en saf, en temiz duygularıyla…
Bedelli askerlik miş…
Soruyorum sizlere bunun bir bedeli olabilir mi?
Yine ateş düştü bağrımıza…
Yine hain bir pusuda 13 kınalı kuzumuzu şehit verdik terör illetine…
Hem de bu sefer güpegündüz geldi hain pusu…
Komutanlarımız Hasdal’da zorunlu misafirlikteyken…
DTK sinsice özerkliğini ilan ederken…
Hükümet demokrasi adına BDP’lilerle görüşmeler yaparken…
Dokunmayın kimselere, herkes çok üzgün!!!
Ateş düştüğü yeri yakarmış, ruhlarınız şad olsun kınalı kuzularım…