Gezersin, eğlenirsin,yersin ,içersin.Her şey çok toz pembedir.İnsanların hepsi böyledir.Zamanla bunlar yetmez daha fazlasını istersin.Şarap gibi yıllandıkça güzelleşeceğini sanırsın.Dünya hep o iki kişinindir.Ailen,arkadaşların,çevren bir müddet sonra anlamsız hatta gereksiz gelir.Çünkü tek odak noktan O’dur senin.Dedim ya bunlar yetmez.Buna bir de heyecan gerek.Tatlı tatlı atışmalar,kıskançlıklar,paha biçilemez hediyeler.Bunlar kamçılar heyecanı.Kısıtlı zamanlar istenmez bir müddet sonra.Hep onun ama hep onun olmak istersin.Bunun sonuna da evlilik denir.Evlenirsin her şey istediğin gibi olur.Mutluluk ve hep mutluluk…
Bir müddet sonra hayatında birini daha istersin bu da bir bebektir. Sevdiğin insandan bir bebek.Hayatın tekrar renklenir ve sonunda mutluluk ve hep mutluluk…Yıllar yılları kovalar ve bir gün yaşlanırsın. Geriye baktığında hep mutlu çerçeveler görürsün.Ama çerçevenin arkasına hiç bakmayız.Arkasında O’nun uğruna vazgeçtiğin ailen,arkadaşların ve çevren.Fotoğraflara baktığında hep sen ve O.Daha sonra da bir bebek.Hayatında ki bütün insanlar bu kadar.
Şuana baktığında sallanan sandalyesinde oturmuş acaba eve ne zaman kaçta gelecek diye bakarsın.Konuşacağın kimse yoktur etrafında.Çünkü onlar çerçevenin arkasında kalmıştır.
İleriye döndüğünde çok değil bundan bir sene sonraya tamamen tek başınasın.Çünkü uğruna her şey den vazgeçtiğin odak noktan artık başkasının odağıdır.Çocuğun mu tıpkı senin gibi ailesini bırakıp daha 18 yaşındayken sevdiğine gitmiştir.Geriye dönemezsin.Adım atmaya cesaretin yoktur,kalakalırsın bir başına…
İki kişilik yalnızlık,bunun adı aşktır.Aşkın uğruna neleri geride bırakırsın.
Peki ne oldu? İnsanlar aşkı yaşarken artık iki kişilik yalnızlığı oynuyorlar.Yıllar geçtikçe de oyundaki oyuncular eksiliyor.Bu tiyatro senin sadece senin artık.Bunun adı da yalnızlık…
(Alıntıdır)